Son Centilmen | Özcan BATMAZ

Sayfalar

Kategoriler

Arşivler

 

Mayıs 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Son Yazılar

Son Yorumlar


    Categories +/-

    Archive +/-

    Links +/-

    • Bağlantılar

    Meta +/-

    Subaylar

    Hasan diye kimi kimsesi olmayan birisi askere gitmis.
    Arkadaslari aileleriyle konusuyor,ailelerinden para felan istiyormus
    fakat bizim hasan telefon acacak kimsesi olmadigi icin oturmus
    ALLAH’utealaya mektup yazmis.
    ALLAH’im durum sana ayan beyan, kimsem yok biliyosun,ne olur bana 200
    milyon. Hasan kapatmis zarfi yazmis ustune ‘hasandan Rabbine’ Atmis
    postaya hasan mektubu tabi asker mektubu incelenir subaylar bi
    bakmislar birliklerinde gariban asker. Subayin birisi ‘ bizim birlikte
    boyle gariban askerlerde mi vardi. Subaylar cikin paralari demis.
    200 milyon cikmamis 150
    milyon cikmis. Koymuslar zarfa yazmislar ‘rabbinden hasana’… Aslanim
    hasan almis zarfi bakmis 150 milyon. Oturmus ALLAH’utealaya 2. mektubu
    dosemis.
    ‘ALLAH’im mektubunu aldim cok tesekkur ederim. simdi sana bi adres
    verecem parayi bundan sonra oraya gonder. Zira bu ibne subaylar
    icinden caliyo…….

    Anı Yaşayın

    İki Gezgin Melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar. Aile, pek kaba bir üslupla,meleklere yatacak yer olarak koca malikanenin konuk odalarından birini vermek yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş.

    Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken, Yaşlı Melek duvarda bir delik görmüş ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş. Genç Melek, Yaşlı Meleğe bu hareketinin nedenini sorunca, Yaşlı Melek hafifçe gülümsemiş:

    Herşey, her zaman, göründüğü gibi değildir…

    Sabah malikaneden ayrılan melekler, gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı koca, sofralarında ne var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara rahatça uyumaları için kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.

    Sabah güneş doğduğunda,melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar: Yegane geçim kaynakları olan tek inek de  tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış.
    Genç Melek bu sefer iyice öfkelenerek Yaşlı Meleğe isyan etmiş:

    Bunun olmasına nasıl izin verebildin ?! O varlıklı kaba adamın herşeyi vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin. Bu iyi yürekli fakir ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu;buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin!? Bunun üzerine Yaşlı Melek, Genç Meleğe dönerek şu cevabı vermiş:

    Herşey, her zaman, göründüğü gibi değildir.

    O zengin malikanenin bodrumunda kaldıgımız gece, duvardaki deliğin dibinde külçe külçe altın saklı olduğunu farkettim. Malikanenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu için ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki artık arayıp bulsa da açamaz. Ve devam etmiş:

    Sonra, dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken, Ölüm Meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm.  Ben de onun yerine Ölüm Meleğine ineği verdim.
    Yaşlı Melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş: Herşey, her zaman, göründüğü gibi değildir. Bazen, işler istediğimiz gibi sonuçlanmadığında, aslında bizim de başımıza gelen tam da budur işte. Eğer inanıyorsanız, yapmanız gereken şey sadece, her sonucun her zaman sizin lehinize olduğuna güvenmektir.  Bunun böyle olduğunu, ancak belirli bir zaman sonra öğrenebilecek olsanız bile.

    Bazı insanlar, Hayatımıza girerler Ve çabucak çıkarlar..

    Bazıları ise, Dostumuz olur Ve bir süre orada kalırlar..

    Yüreklerimizde O güzel ayak izlerini bırakarak.. Ve bu, İyi bir dost kazandığımız için,

    Bir daha asla Eskisi gibi olmayacağız demektir!

    Dün, tarih oldu.  Yarın, bir gizemdir. Bugün ise bir armağan.

    Bu yüzden İngilizcede present, hem şu an hem de armağan anlamına gelir!

    Bence bu çok özel bir şey ….. her anı doyasıya yaşayın ve tadını çıkarmaya bakın … Hayat, bir kostümlü prova değildir!

    ————————————————
    Sevgi ve Saygılarımla,

    Özcan BATMAZ

    www.ozcanbatmaz.com
    www.webberaber.com

    msn: ozcanbatmaz@yifan.net
    ————————————————

    Evlilik

    EVLİLER OKUMALI… BEKÂRLAR DERS ALMALIYMIŞ : )
    Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da… Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma inanmamaktan geçiyor.Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan… Nedir bu dayatmalar?
    Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi…Olmaz, yürümez diyor toplum… Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına ‘hot’ dediğinde oturmalı kadın… Yâda yumuşatıyorlar;

    -Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı… Eğitimde de böyle… Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış
    layıkı…EŞİM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne ‘hot’ dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü…Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti,

    -’Ooo Can bey kapmışınız çıtırı’ esprilerine muhatap dahi oldum.

    EŞİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bi taneyi 9 senede bitirdim.. Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım… Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran…  Bunu unutmadık biz. Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sene.
    O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o ‘haklisin bitanem…’ dedik, Öfke bitip fırtına durulduğunda ‘ama bi de böyle düşün’ de dedik fikrimizi  savunurken.
    Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç için savaşan neferlerdik bu hayatta… Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık.. Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı cins diye sorgulamadık da ama…
    Sevginin en büyük dostuydu bizim için ‘güven’… Ve güvenin ardına saklanmış bir ’saygı’ vardı daima… Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede…
    Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık… Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi gece, misafir odasında… Gece yarısı kapı açıldı esim;

    -’Ne yapıyorsun burada?’ diye sordu kapının eşiğinden, ‘uyuyorum’ dedim buz gibi bi sesle… Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde
    yastıkla… ‘kay yana’ dedi daracık yatakta. ‘ne yapıyorsun?’ dediğimde ‘benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim’ dedi…

    Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek…Ve bence doğrusu da bu… Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç. Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize… Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu b elki de 41 inci çift olacaktık o listede…
    Ama oyunun kurallarını biz koyduk… Nede olsa bizim oyunumuzdu oynanan… Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence…
    Topluma kulaklarını tıkayarak hem de… Ne benim, ne de bizim sözlerimizle… Sadece gönlünüzden geçtiğince…

    Dediği gibi Ataol Behramoğlu’nun;
    ‘…Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata unulmuş bir armağandır.

    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana…

    CAN DÜNDAR

    Maymunlar gibiyiz

    Asya’da maymun yakalamak icin kullanilan bir cesit tuzak vardir…
    Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir agaca veya yerdeki bir kaziga baglanir…
    Hindistan cevizinin altina ince bir yarik acilir ve oradan icine tatli bir yiyecek konur..
    Bu yarik sadece maymunun elini acikken sokacagi buyukluktedir…
    Yumruk yaptiginda elini disari cikaramaz…
    Maymun tatlinin kokusunu alir,yiyecegi yakalamak icin elini iceri sokar,
    Ama yiyecek elindeyken elini disari cikarmasi olanaksizdir…
    Sıkıca yumruk yapmis el, bu yariktan disari cikmaz…
    Avcilar geldiginde maymun cilgina doner ama, kacamaz
    Aslinda bu maymunun tutsak eden hicbir sey yoktur onu sadece,
    Onun kendi bagimliliginin gucu tutsak etmistir…
    Yapmasi gereken tek sey elini acip yiyecegi birakmaktir…
    Ama zihninde acgozlulugu o kadar gucludur ki
    Bu tuzaktan kurtulan maymun cok nadir gorulur…
    Bizi tuzaga dusuren ve orada kalmamiza neden olan sey,
    Arzularimiz ve zihnimizde onlara bagimli olusumuzdur…
    Tum yapmamiz gereken elimizi acip benligimizi ve bagimli oldugumuz seyleri,
    Serbest birakmak ve dolayisiyla ozgur olmaktir…!!!

    Fıkra : performans

    Adamin biri evlenmeye karar vermis ama yasi 65. Kiz da 22. Cocuklari, torunlari evlenmesin diye adami ikna etmeye calismislar;

    ‘Babacim bak yasin ilerledi. Kalbin dayanmaz.’ diye.

    Ama adami ikna ne mumkun. Kimseyi dinlememis. Kizla evlenmisler.

    Gerdek gecesi olmus, sabah olmus, derken saat ogleni bulmus, yeni

    evlilerden hala ses seda cikmiyormus.

    Aradan birkac saat gectikten sonra kapi acilmis ve kiz bitkin bir

    vaziyette disariya cikmis. Yasli adamin oglu hemen kosmus ve endise ile sormus :

    ‘Neler oldu? Babam iyi mi?’

    Kiz : ‘Evet cok iyi idi’ demis.

    ‘Ben yoruldum da. biraz mola verdik…’ diye ilave etmis.

    Cocuk :

    ‘Allah Allah!.65 yasinda bir adam, nasil oluyor da bu kadar

    aktif olabiliyor?’

    Kiz :

    ‘Yok canim ‘ demis ‘Mesele o degil,, adam bunak.

    Yapiyor unutuyor, yapiyor unutuyor…

    fıkra : batman

    Biri nisanli, biri metres hayati yasayan, biri evli 3 kadin konusurken erkeklerine fantezi yasatmaya karar verir, 3′u de ayni seyi giyecek ve ne oldugunu birbirine anlatacaktir, kiyafet siyah deri bustiyer, jartiyer ve siyah maske olarak secilmistir, 2 gun sonra bulustuklarinda once nisanli olan kadin anlatir:Deri bustiyeri giydim, jartiyeri taktim, maskeyi de takip nisanlima kapiyi oyle actim, beni gorunce “Sen benim hayatimin kadinisin.” dedi ve butun gece sevistik.

    Metres olan da “Ben de giyindim, maskeyi de takip, ustume bir pardosu
    gecirdim, onun ofisine gittim, iceri girip kapiyi kapatip pardosuyu
    actigimda hicbir sey demeden beni masaya yatirdi ve butun gece sevistik.”

    Evli olana donerler, o da anlatir “Ben de cocuklari anneme yolladim,
    isiklari kistim, jartiyer ve deri bustiyeri giyip maskeyi taktim, kocama
    kapiyi oyle actigimda bana “Selam Batman, bu aksam yemekte ne var?” dedi.

    ————————————————
    Sevgi ve Saygılarımla,

    Özcan BATMAZ

    www.ozcanbatmaz.com
    www.webberaber.com

    msn: ozcanbatmaz@yifan.net
    ————————————————

    Burçların Aşk Durumları

    Koç aşık olunca;

    Oyununuzu iyi saklıyorsunuz. Kavgacı havalarınızın ve gözüpek görünümüzün
    ardında gerçek bir duygusalsınız. Ruhunuz aşk buyuruyor. “Seviyorum, o halde varım!” sözü yaşama nedeniniz. Partnerinizde kendinizde eksik özellikleri arıyorsunuz : Yumuşaklık,
    diplomasi ve incelik…Çok sıcak bir insansınız. Bu özelliğiniz aynı zamanda en büyük açığınız. Kendinizi karşınızdakinin yerine koymayı bilemiyorsunuz. İster istemez ilişkinizde bütünleşmeyi yokuşa sürüyorsunuz.

    Boğa aşık olunca;

    Süslü ve duyarlı yapınızla ideal bir sembol gibisiniz. Dişi güzel, içi kof olanların aksine, sadelikten fazlasıyla hoşlanıyorsunuz ve daima gerçek aşkların içinde yer alıyorsunuz. Aşkınızı gerçekçi yaşıyorsunuz Venüs’ün sevgili üyesi, siz incelik ve zerafetinizle kesinlikle
    sıradanlığın dışında kalıyorsunuz. Ayrıca hataları bağışlamanın yüceliğine sahipsiniz.
    İçsel dünyaların insanı, mükemmel eş sembolü, koruyucu melek ve herşeyden önemlisi sadakate olan saygınız dikkat çekici boyutlarda. Hep böyle kalmalısınız.

    İkizler aşık olunca;

    İkizler’in aşka bakışının yeni yetme aşıklarınkinden farksız olduğunu söyleyebiliriz. Aslında siz bilinçsiz bir şekilde, ergenlik cağının başlangıcında herkesin yaşadığı o üzıcı devreyi es geçip, tutkunun acılarından sıyrılmak istiyorsunuz.Yaşadıklarınızı sık sık süzgeçten geçirme alışkanlığınız var. Aşkın getirdiği o yakınlıktan mümkın olduğunca kaçıyorsunuz. Çünkü siz
    yaralanmaktan korkuyorsunuz. Seçkinci fikirleriniz, şüpheci yaklaşımınız sizi romantik hamlelerden alıkoyuyor. Aşık olmak veya olmamak… Bu ikilimden bir türlü kurtulamıyorsunuz.

    Yengeç aşık olunca;

    Siz aşka asla basit bir hikaye gözüyle bakamazsınız. Duygularınız çok yavaş bir şekilde filtreden geçercesine kalbinize iner ve sonunda tamamıyle sizi kaplar. Sizi esir aldığı o andan itibaren kalbinizin çarpmadığı tek bir an bile olmaz. Hayal gücünüz faaliyete geçer. Artık ne kendinize ne başkasına aitsinizdir. Bunların sonucunda aşkın ve tutkunun yaraladığı bir günah keçisine dönüşürsünüz. Size yardımcı olacak biri, sizden başkası değil yine ne yazık ki! Tekrar derlenip toparlanma yolunda tüm adımları kendiniz atmalısınız.

    Aslan aşık olunca;

    Büyük aşkınızı bekliyorsunuz. Duygusal yoğunluğun çok yükseldiği bir anda kendinize gelerek varlığınızın gerçek boyutuyla yüzleşebilirsiniz. İşin güç yani, illa ki kendinize yüksek vasıfları olan bir sevgiliyi layık görmeniz ve böylesiyle tanışma zorunluluğu hissetmenizdir. Tanıştığınızda da ona layık olmak için bir dizi sınava girmeniz gerekeceğini bilmelisiniz.
    Size kur yapan ve çevrenizde pervane gibi dönen sıradan tiplere de pas verin. Aşık olduğunuzda gözleriniz parlıyor ve olumlu enerji saçmaya başlıyorsunuz. Bu sizin temel özelliğiniz.

    Başak aşık olunca;

    Öpücüklerin ve okşamaların sıkıntı ve tasaya birebir olduğunu düşünürsünüz.Sizin dünyanızda olumsuzluğa yer yoktur. Aşk size göre “evet” ve “belki”lerle yol alır. Dudağınızdan çıkan aşk yeminleri, hoş tatlar bırakır.Düşüncelerinizle eylemlerinizi karıştırdığınızda çıkmazlara giriyorsunuz. Mükemmel bir aşk gecesinin ertesinde, gözlerinizde gerçek aşkın ispatını aramak boşuna… Çünkü ser verip sır vermezsiniz. İki sevgili arasındaki catışmalar, sizin en büyük motivasyon ve enerji kaynağınız. Bu catışmalardan olumlu sonuç alıyorsunuz.

    Terazi aşık olunca;

    Her Terazi gibi sizin de ikili yaşama özleminiz var. Bu yüzden yalnızlığı pek az özlüyorsunuz. Hassas yapınızla ayrıntılar önemsiyorsunuz. Bir buket çiçek, sevgi dolu
    bir jest, iyi seçilmis bir sözcük karşısında zevkten eriyecek raddeye geliyorsunuz. Kendinizi iyi hissetmek için, sıcak kişiliğinizle uyuşacak arkadaşlar, özgürlük, sanatsal yeteneklerinizi geliştirebileceğiniz ortamlar ve sevgi bağlarına ihtiyacınız var. Evlilik size cazip gelse de, yıldırım aşklarından ya da kontrol edilemez tutkulu ilişkilerden vazgeçmeniz zor gibi görünüyor.

    Akrep aşık olunca;

    Burcunuzun doğası gereği hiç beklenmedik zamanlarda beklenmedik girişimler
    Yapabilirsiniz. Size göre aşk bir ritüeldir. Yeminler, gösteriş, acı çektirme ve güç
    gösterileri aşka eşlik eder ve onu bütünler. Aşk duygusu, ruhumuza uzanan
    bir kendinden geçme halidir.Bu düşünceleriniz ve eylemlerinizin amacı romantizmin en uç noktasına erişmek ve orada olağanüstü aşkla birleşmektir. Durup dinlenme bilmeyen,
    katı kurallara bağlı, gelenekçi, anlaşılması güç bir burca sahipsiniz, ne yazik ki. Bu yüzden kolay anlaşılmıyorsunuz.

    Yay aşık olunca;

    Burcunuzun en onemli özelliği yansıtıcı karakteri. Bu nedenle sevdiğinize
    kendinizi beğendirmek için kesinlikle öznel davranışlardan yararlanıyorsunuz.
    Kıskançlık ise şüphesiz Yay ailesine özgü bir duygu. Bunu fazla açığa vurmanız
    ilişkilerinizi zedeliyor. Felsefeye olan düşkünlüğüz uzlaşmacı bir çerçevede.
    İlişkilerinizde koşulsuz sadakat bekliyorsunuz. Ancak siz aynı beklentiyi
    boşa çıkarıyorsunuz. Önümüzdeki günler size yeni heyecanlar, keyifler ve
    samimi beraberlikler müjdeliyor. Olumlu bir döneme giriyorsunuz.

    Oğlak aşık olunca;

    Aşk gezegeniniz Ay’in etkisinde çalkantılı tutkulara yelken açıyorsunuz.
    Sizin aşklarınız dönemsel olduğu görülüyor. Ay’ın etkisinde yetişkin yaş.
    uygun derin ilişkilere gireceksiniz. Zodyak’in en duyarlı burçlarından biri olarak sevdiğinizde yeri gögü inletiyorsunuz. Kimi zaman kaprislerinizle, sevgililerinizi bezdirseniz de
    aslında bu yönünüz beraberliklerinizin tuzu biberi. Önümüzdeki günlerde Saturn’ün sert etkisiyle duygusal yönünüzü biraz törpülemiş olacaksınız. İnişli çıkışlı ve heyecanlı birliktelikler bu dönemde tam size göre.

    Kova aşık olunca;

    Kuralların dışına çıkmaktan büyük zevk alıyorsunuz. Zafer sarhoşluğu,
    tabuları yıktığınızda iki katına çıkıyor. Ancak bu durumunuz uzun sürmüyor.
    Aşk gezegeniz olan Güneş, idealist özelliklerinizi ön plana çıkartıyor. Zorluklar sizi bunaltıyor ve o çok değer verdiğiniz özgürlüğünüzle bir türlü bağdaşmıyor. Evliliğe sıcak bakmıyorsunuz ve serbest birliktelikleri tercih ediyorsunuz.
    Tensel bir tutkudan oluşan bu suç ortakluklaru, birçok aşığınız olmasına
    neden oluyor. Çoklu ilişkileri aynı anda yaşamaktan vazgeçemiyorsunuz.

    Balık aşık olunca;

    Bir öncekini bitirmeden yeni bir maceraya başlayarak ve çok kolay bağlanarak duygusal ilişkilerinizde oldukça laubali bir tavır sergiliyorsunuz. Bu yaptığınız hiç uygarca değil. Tutku size hiç yabancı değil, kendinizi zaman zaman kaptırıyorsunuz. Bağlanma ve kaçma gibi birbiriyle çelişkili iki seçenek arasında ne yapacağınızı bilemediğinizden yolunuzu şaşırıyorsunuz. Partnerinizde onda olmadığını gayet iyi bildiğiniz düzen, pratik zeka, detaycılık gibi özellikleri arıyorsunuz. Artık biraz toparlanmanın ve kararlı davranmanın, çelişkilerden kurtulmanın zamanı gelmedi mi ?

    güzel bir fıkra :)

    Büyük şirketlerden birisinin Genel Müdürü, gerçek bir klasik müzik
    aşığıymış. Günlerden bir gün, şehre ünlü bir orkestra gelmiş. Vereceği
    konserin en önemli parçası da Schubert’in ünlü ‘Bitmeyen Senfoni’ siymiş’.
    Genel Müdür bu eseri dinlemek için çok hevesli olmasına rağmen, işi nedeni
    ile, konsere gidemeyeceğinden, gelen davetiyeyi şirketin İnsan Kaynakları
    Müdürü’ne vermiş ve ‘Lütfen bu konsere git ve bana izlenimlerini aktar’
    demiş.

    Genel Müdür’den aldığı talimatla konsere giden müdürden, ertesi gün bir
    değerlendirme raporu gelmiş.

    ‘ Sayın Genel Müdürüm ,

    1- Dört obuacı konserin önemli bir süresinde boş oturdular. Bunların sayısı
    azaltılırsa konsere daha çok katkıda bulunurlar.
    2- Orkestrada on iki kemancı var. Bunların hepsi aynı anda hareket
    ediyorlar, ve aynı notaları seslendiriyorlar. Bence ciddi bir yanlışlık.
    Kesinlikle personel tasarrufu yapılmalıdır.
    3- Onaltılık notalara ağırlık verilmiş. Doğrusu büyük ziyan. Seyirciler
    sekizlik ve onaltılık notalar arasındaki farkı anlamaz. Bu nedenle;
    onaltılık notalarla eser çalarak yüksek ücret alan elemanlar yerine,
    sekizlik notaları çaldırıp, düşük ücretle çalışan stajyerler
    kullanılmalıdır.
    4- Yaylı sazlarla işlenen pasajlar, nefesli sazlarla aynen tekrarlanıyor. Bu
    durum gereksiz tekrardan başka bir şey değildir.

    Dolayısıyla; tekrarlar önlendiğinde, iki saatlik konser yarı yarıya
    inecektir.

    Özet olarak sayın genel müdürüm; eğer Schubert bu önlemleri alsaydı
    ‘Bitmemiş Senfoni’ kesinlikle biterdi.

    Arz ederim efendim. ‘

    Baltaları arada bilemek lazım

    Bir ormanda iki kisi agac kesiyormus. Birinci adam sabahlari erkenden
    kalkiyor, agac kesmeye basliyor, bir agac devrilirken hemen digerine
    geciyormus.
    Gun boyu ne dinleniyor ne ogle yemegi icin kendine vakit ayiriyormus.
    Aksamlari da arkadasindan bir kac saat sonra agac kesmeyi birakiyormus.
    Ikinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya basladiginda eve
    donuyormus.

    Bir hafta boyunca bu tempoda calistiktan sonra ne kadar agac kestiklerini
    saymaya baslamislar. Sonucta ikinci adam cok daha fazla agac kesmis.
    Birinci adam ofkelenmis. Bu nasil olabilir? Ben daha cok calistim. Senden
    daha erken ise basladim, senden daha gec bitirdim. Ama sen daha fazla agac
    kestin. Bu isin sirri ne?
    .
    Ikinci adam yuzunde tebessumle yanit vermis ;

    - Ortada bir sir yok. Sen durmaksizin calisirken ben arada bir dinlenip
    baltami biliyordum. Keskin baltayla, daha az cabayla daha cok agac kesilir.

    Kendimizi gelistirmek, baltamizi bilemektir. Kendimize zaman ayirip,
    yasamimizi objektif bir bakisla gozden gecirmektir. Zayif buldugumuz
    alanlarimizi gelistirmek icin caba gostermektir. Bu, zihnimizin, ruhumuzun
    karakterimizin guclenmesi icin olmazsa olmaz bir kosuldur

    New Life Style

    ——-Yeniden Bağlanırmısın?
    Yaşanılanları Kontrol-S ile kaydedip,
    Kontrol-Z ile geri yaşıyorum
    Ben sevdamı download edip masaüstüne alıyorum.
    En çokta ekranı kapladığın o anı özlüyorum

    Italik yürüyüşlüm, Bold bakışlı sevdiğim…
    Öyle bir halt yedim ki, sakın affetme beni

    Simge durumuna küçült, saatlerce beklet beni
    Tüm sistemlerimi çökert, Ziple sıkıştır ve parçala
    Alt F4 ile kapat, Shift ile değiştir beni
    Kedinin mousela oynadığı gibi oyna,
    Manzaralı mouse pedinde gezdir beni
    Yeni bir pencere açalım ve unutalım her şey
    i Geri dönüşüm kutusuna gönderelim maziyi
    Kısa yol oluştur fazla bekletme bu seveni
    En çok Flash Animasyonlu halini özlüyorum
    PC görünüşlü, Mac duruşlu sevdiğim
    Kalpten kalbe bağlantım bağlantısı yapılır

    Kapanır kapılar, ağa oturum açılır
    Sevdamız monitöre saniyelerle yazılır
    Disconnect olursam beni yine arar mısın?
    Masaüstünde bulamazsan belgelerime bakar mısın?
    Yokluğunda erişim paketi teselli olmasa da

    Değişiklikleri kaydedip, yeniden bağlanır mısın?—