Kendini aşmak

get-over-yourselfİnsanoğlu genelde bir şeylere takılma konusunda eğilimlidir. Hep derim biliyorsunuz, Benjamin Button ‘daki gibi bir hayatımız olsa pek çok şeyin değerini daha iyi anlarız. Bu sabah aklımda şöyle bir düşünceyle uyandım; “gençken hiç bir yerimiz ağrımıza veya bir hastalığı veya yarayı çabuk atlatırdık. Ama yaşlandıkça bedenimizde daha çok ağrı, sızı veya benzer şeyleri hissedir olduk”

Sonra bu hisler üzerine biraz kafa yordum.

Kendi kendime bazen konuştuğum doğrudur. Bu sabahta öyle yaptım. Peki dedim biz sağlıklı bir vücudun değerini gençken biliyor muyuz? Hayır diye dürüstçe cevapladım 🙂 Peki nasıl bilebiliriz? Çok basit aslında. Benim uzun zamandır yapamadığım gibi, spor yaparak tabi ki. Sonra başka bir düşünce aldı beni. Ben genelde doğrucu biriyimdir. Herkes gibi kendi doğrularımı savunurum. Fakat farklı olarak genelde diğer insanların fikirlerine de önem verir ve bunları süzgeçten geçiririm. Nadiren de olsa hatalı olduğumda bunu kabullenirim.

Erdem dedikleri bu değil mi ? Hatalarını kabul edip özür dilemek, boyun eğmek gerekirse.

İnsan olarak bizler genelde kendi hatalarımızı göremeyiz. Başkalarının bize bunları söylemesi ise çoğumuzun hoşuna gitmez. Oysa açık görüşlü olmak demek; her fikri dinlemek, saygı duymak ve gerçekliğini araştırmak demektir. Yekten reddetmek değildir yani.

Beşeri ilişkilerim kuvvetlidir. Fakat ben de her insanoğlu gibi (her ne kadar melek gibi olsam da bir insanım sonuçta 😛 ) beşeri ilişkilerimde sorunlar yaşarım. Bunlara takılmak yerine ders çıkartıp kendimi daha iyi bir insan olma konusunda geliştiririm. Ya da ben öyle olduğunu söylüyorum.

Hep ileriye, güzele, doğruya, Hak’ka doğru yürümek gerek.

Pek çok insan malesef içinde yaşar bunları, biriktirir, söylemez karşı tarafa. Bu nedenle biriktirdikleri bir gün dolar taşar. Oysa hayat kısa. Neden bu kısa zamanı kötü düşünceler veya huylar la geçiriyoruz ki ? Kinden, nefretten, gıybetten, hasetten, inattan, yalandan veya bunun gibi kötü huylardan kim bu güne kadar mutlu olmuş ki. Aslında her kötü huyun karşılığında iyi bir huya tutunsak, hepimiz mutlu oluruz.

Bırak kardeşim, abicim, ablacım, dostum, arkadaşım ve hey sen yabancı, içindeki tüm kötü huyları.

Özü aslında şu felsefenin, güvendiğin biri sana şu huyun kötü diyorsa, dinle onu ve bu huyun tam zıttını kendine huy edinmeye çalış. Biliyorum, can çıkar huy çıkmaz demiş atalarımız ama, değiştirilemez dememişler. Biliyorsun ki; kötü bir huyu çıkardığında ve yenisini koyduğunda o zaman 2 gol atmış olacaksın.

Kendini ancak böyle aşmaya başlarsın.

Sonra bir bakacaksın ki farklı biri olmuşsun. Daha iyi, daha mutlu ve daha huzurlu biri. Güven bana. Ben yıllardır kendimi aşmaya çalışıyorum. O tadı almaya başladığında vazgeçemiyorsun. Tabi çok eksiğim olduğunu biliyorum. Emin ol ben de hala zorlanıyorum bazı huylarımı değiştirmekte. Ama biliyorum ki sonunda çok mutlu olacağım.

Şimdi bırak inadını, kendine söylediğin yalanları, başkalarının ne düşündüğünü umursamayı, bahanelerini ve içindeki korkuları.

Cesur ol. Önce kendine dürüst ol ve ne istediğinin cevabını ver. Sonra bir çizgi çek geçmişe. Hatalarını yaz bir kenara. Tekrarlamayacağına dair her sabah onlara bakarak kendi kendine söz ver. Artık yepyeni bir insan olmaya başlamak için o en zor ilk adımı at. Seni sevenleri, gerçekten beklentisiz sevenleri üzme. Üzdüklerinden özür dile. Oyunlarla geçirme hayatını. Saf ve tertemiz bir sayfa aç hayatına. İşte orada bulacaksın beni. Bir gün birbirimize yetişeceğiz, bir şekilde bir yerde.

Seni bekliyorum ceku. Yolun açık olsun…

Leave A Comment