“Şimdilik alayım elimi. Sonra bakarız hep kalma işine” diye gülümsedi Melisa. Can aldığı cevap üzerine düşüncelere daldı. Acaba bu iyi bir şey miydi? Yoksa kötü mü ? Karar veremedi. En azından direkt olumsuz bir tepki değil diye sevindi.

Denize girelim mi?

Soruyla kendine geldi. “Tabi ki” diyerek beraber denize yürüdüler. Kumlar çok sıcaktı. İkisi de hızlıca hareket edip kendilerini suyla buluşturdular. Fiziği de yüzü kadar düzgün bu kız çok güzel ve çekiciydi. Boyu ortalamanın üstünde, cildi pürüssüzdü. Buğdaya yakın bir teni vardı. Fuşya renkli bikinisi, yanlarındaki iki gümüş halkasıyla dikkat çekiciydi. Hafif rüzgarla savrulan saçları, ünlü bir ressamın çizdiği tabloyu anımsatıyordu Can ‘a. Yürürken sohbet etmeye başladılar.

  • Aslen nerelisiniz?
  • Babam Tunceli annem Elazığlı. Ben doğma büyüme İstanbulluyum. Peki siz?
  • Ailem Erzincanlı ama ben de sizin gibi burada doğdum büyüdüm.
  • Sizi daha önce buralarda hiç görmedim. Nerede oturuyorsunuz?
  • Aslında yeni taşındım buraya. Daha evvel Pendik tarafındaydım. İş değiştirdim. Bu tarafta olunca iş yolu çekmeyeyim diye Beylikdüzüne taşındım.
  • İsabetli olmuş. İşle ev uzak olunca yok insanı çok yoruyor. Mesleğiniz ne?
  • Satınalma Müdürüyüm. Siz?
  • Ben de E-ticaret Müdürüyüm.

Su Melisa ‘nın boğazına kadar gelmişti. Can ‘ın omuzlarına gelmek üzereydi. Can biraz eğilerek sadece gözleri dışarıda kalacak şekilde Melisa ‘ya baktı. Gözlerini kıstı.

Suda da çok güzelsiniz 🙂

Diyerek gülümsedi. Melisa ‘nın gamzelerini görmek hoşuna gitmişti. Biraz yüzüp sohbetlerine devam ettiler. Sırt üstü uzandıklarında Can

  • “Bunu akşam yıldızlara bakarak yapmayı çok seviyorum” dedi.
  • Ben şimdiye kadar hiç hava karardığında yüzmedim.
  • Bugün bir ilk yapmaya ne dersiniz?
  • Olabilir. Aslında bugün işim de yok. Geç saate kadar buralarda olmayı planlıyordum. Hem yüzmek hem de dinlenmek için.
  • Süper!. O zaman eve gitmek isteyene kadar benim misafirimsiniz.
  • “Olur.” derken gülümsedi Melisa. Biraz daha yüzdükten sonra şezlonglarına döndüler. Yiyecek bir şeyler söyleyip, hem yiyip hem de sohbet ettiler. Frekansları uymuştu. Bol bol gülüp eğleniyorlardı. Sohbet derinleştikçe birbirlerini daha iyi tanımak için sorular soruyorlar ve şakalaşmaktan geri kalmıyorlardı.

Yemekten sonra Şezlongları birbirine daha yakınlaştırdı Can. İkisi de uzandıktan sonra Can kulaklığın birini Melisa ‘ya uzatarak, “Benimle aynı müziklerle bir yolculuğa çıkmak ister misin? ” diye sordu. Melisa “Varım” dediğinde Can çok mutlu oldu. “Öyleyse gözlerini kapa ve bu sahilde sadece ikimizin olduğu varsay. Tamam mı?” dedi. Kafasıyla onay verdiği anda müziği açtı. O ‘da gözlerini kapayıp aynı şeyi düşünmeye başladı.

Bir teselli ver!

Orhan Gencebay ‘ın bir teselli ver parçası çalmaya başladı. O enstrümanların geçişleri, Kral ‘ın sesinin tınısı harikaydı. Fakat Melisa bunu sevecek miydi bilmiyordu. Gözünü hafifçe açıp o ‘na baktı. tepkisizdi. Demek ki sorun yok diye düşündü.

Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum, ömür boyu bitmeyen derdinle yoğrulmuşum. Gülemem sevgilim, ben sensiz yaşamam… Yaşayamam..

Damardan parça belki de iyi seçimdi. Can ‘ın telefonunda her tür müzik vardı. O yüzden birazda içi rahattı. Sonuna kadar sabrederse en sevdiklerini de öğrenebilecekti. Klasik müzikten türküye, poptan caza, newage ten alaturkaya pek çok parçayı beraber dinlediler. Can ara ara gözünün ucuyla o ‘nu kesiyordu. Güneş yavaş yavaş gün batımına doğru ilerlemişti. Can müziği durdurup” Bir sigara içip sonra denize girelim mi?” diye sorduğunda Melisa tepkisizdi. Sanki onu duymamış gibi. Usulca elini uzatıp kulaklığı kulağından aldığında da hiç tepki vermedi. Uyuyor mu ? diye düşündü. Rahatsız etmek te istemiyordu ama gün batımını da kaçırmak istemedi. “Melisa” diye seslendiğinde yine tepki alamayınca bir an panikledi. Elini uzatarak tam kolunu tutacakken, Melisa birden fırlayıp “bööööö” dedi. Can ‘ın o anda beti benzi atmıştı. O ufak bir şok yaşarken Melisa o ‘na gülüyordu.

“Yüzünün halini görmelisin”

Fotoğrafını çekip Can ‘a gösterdi. Can bile kendi haline şaşırtmıştı.

“Çok kötüsün ama. Yapılır mı bu ilk günden bu insan evladına ”

“Ne yapayım? Müzikler beni zombi yaptı” diyerek gülümsedi hınzırca.

“Vay hanımefendi benim parçaları beğenmemiş. Bakalım sen neler dinliyorsun” diyerek telefonunu istedi. Melisa duraksamadan telefonunun kilidini açarak o’na uzattı. Can müziklere şöyle bir göz attı. Pek çok parçanın aynı olduğunu görünce o’na bakıp “Evet gerçekten seninkiler çok farklıymış” diyerek kahkahayı bastı. Beraber gülüşmeleri bir süre sürdü. “Hadi denize” diyerek elini uzattı. İşte o an elini tutup tutmaması pek çok şeyi ifade edecekti Can ‘a.

…… devam eder belki kim bilir 🙂

Leave A Comment