Hayatı alt üst olmuştu. Güvenini yitirmiş, kalbi kırılmış, düzeni bozulmuştu. Hayatın yarasında başına gelen bu olaylardan sonra yorgun ve bitap düşmüştü. Dinlenmeye ihtiyacı vardı. Sanki zor nefes alıyordu. Çok sevdiği arkadaşı Fevran ‘la bir tatil ona iyi gelecekti. Fakat dinlenmek, yaşadığı bunca tatsız şeyi düzeltebilecek miydi? Yoksa bu sadece o andan biraz uzaklaşmak, Beynini boşaltmak ve rahat bir nefes almak için yapılan bir tatilmi olacaktı. Peki ya dönünce? Her şey birden bire daha mı güzel olacaktı. Aklında bu düşüncelerle yatağına uzandı. Baş ucundaki gece lambasını kıstı. Loş ışıkta tavana baktı. Gayipten gelen bir ses, sanki ruhunun derinliklerinde ona hitap etti. “Sorunların çözümü, ancak yeni ilgi alanlarıyla mümkündür”. Evet bu ses ona yol gösteriyordu. Kafasındaki düşüncelerden sıyrılıp, yeni ilgi alanları bulup, yeni insanlarla tanışmalıydı. Peki ama ya yenilikler de ona mutsuzluk verirse? diye içinden geçirdi. Gayipten gelen ses “Korku ve şüphe mutluluğunu her zaman görgeler, yeniliklerden korkma” diye fısıldadı. Kafasındaki sorularla derin bir uykuya daldı.

Rüyasında bir kumsaldaydı. Yanında çok sevdiği arkadaşı ve çocukları vardı. Güneş gökyüzünde ışıldıyor, tenine vuran hafif rüzgar ona huzur veriyordu. Deniz dalgalarla ona sesleniyor, içini ferahlatıyordu. Biraz olsun rahatlamış olmasına rağmen içini kemiren mutsuzluk, bu güzel andan maksimum zevk almasını engelliyordu. Derin bir nefes aldı. Pür havayı ciğerlerine çekti. İleride, denizin üstünde uçan martılara baktı. Kanatlarım olup uçabilseydim gökyüzünde özgürce diye mırıldandı içinden. O sırada arkadaşının sesi duyduldu. “Gül beni duyuyor musun?” ” Efendim canım” diyerek ona döndü. Yanında duran ak saçlı adamı görünce şaşırdı. Bu arkadaşının ona bahsettiği kişiydi. “Tanıştırayım Can, Kankam” diyerek ona doğru yürüdü Fevran. Can elini uzatarak ” Nefesimi kesen bu güzel bayanla sonunda tanışmış olmaktan onur duydum” diyerek gülümsedi. “Ben de memnun oldum Can bey” diyerek elini sıktı.

Gül, içinde bulunduğu ruh halinden sıyrılmadan yeni bir insanla tanışmak istemiyordu. Çünkü ona göre bu durumlarda dinlenmek, biraz hayattan uzaklaşıp nefes almak gerekiyordu. Şimdi bu beklenmedik durumda ne yapacaktı? Peşin hüküm verip kendi doğrularıyla mı yaşayacak yoksa iç sesinin söylediği gibi; hayatın ona getirdiği yenilikleri kucaklayacakmıydı. Bu düşünceler içindeyken Can ona seslendi ” Harika bir manzara. Eminim az önce manzaraya dalıp, huzuru hissettiniz ve martılar gibi özgür olmayı düşündünüz”. Fakat bunu nereden bilebilirdi ki?. Yoksa bu karizmatik 🙂 adam aklından geçenleri mi okuyordu? Şaşkınlığını gizlemedi. “evet tam bunları düşünüyordum” dedi ve gülümsedi. Fevran “sana demiştim birbirinize çok uygunsunuz” diyerek söze girdi. Can elindeki kitabı ona doğru uzatarak “bu sizin okumanızı şiddetle tavsiye ettiğim bir roman” dedi.

Ramses Serisini daha önce okumamıştı ve serinin bu ilk kitabı onu çok etkilemişti. O gün çok kısa sohbet ettiği Can ‘ı düşündü. İlginç bir şekilde birgünde hayatına çok kısa bir an için girmiş sonra kaybolmuştu. Kitabın sonuna geldiğinde ona yazılmış notu görünce şaşırdı. “Bu kitabın sana neler öğrettiğini bilmeyi çok isterim. Tatilden dönünce bunu, huzur bulabileceğimizi düşündüğüm bir yerde sizinle konuşmak isterim. telefonum 0532…… sevgiler; Can”

Birden zilin sesiyle uyandı. Bu garip rüyadan ne çıkaracağını düşünerek hazırlanmaya başladı. Bugün onun doğum günüydü. Hayat ona ne hediyeler verecek, bilmiyordu…

To be continued…

Leave A Comment